Ankara – Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ufuk Özerten, hakemlerin seçkin ve seçilmiş insanlar olduğunu söyledi.
TSYD Ankara Şubesi’nin aylık bültenine yeni sezonla ilgili beklentilerini açıklayan Ufuk Özerten, ”Küfürden, şiddetten ve tüm kötülüklerden arınmış, yenilenin yeneni alkışladığı, şampiyonları herkesin alkışlayacağı bir sezon temenni ediyorum” dedi.
Özerten, hakemlerin seçkin insanlar olduğunu belirterek, ”Hakem seçkin insandır. Hakem seçilmiş insandır ve hakem bunların bilincinde yaşamak, yaşantısını buna göre düzenlemek zorunda olan insandır” ifadelerini kullandı.
Özerten açıklamalarında, hakemlerin futbolun ana unsuru olmadığını belirterek, ”Hiç kimse unutmasın ki, hakemlerimiz futbolun ana unsuru değildir. Futbolun ana unsuru sahadaki takımlardır. Hakemler, bu takımların oynadığı futbolu, kurallar dahilinde yönetimleriyle güzelleştirecek yardımcı unsurlardır. Hakemlerimiz oyunu iyi takip ederek yorumlarını futbolu güzelleştirmek adına yaparak, kararlarında genel standardı sağlayarak ve istikrarlı olarak görevlerini en iyi şekilde yapabilirler. Bunun için kendilerini her zaman hazır tutmaları gerekmektedir. Bir hakem 365 gün fizik olarak hazır olacağı gibi yine 365 gün de beyinsel olarak hazır olmak zorundadır” diye konuştu.
-”EŞİTLER ARASINDAN EN İYİSİNİ SEÇECEĞİZ”-
Hakemlerin en iyi biçimde eğitilmesi için hiçbir özveriden kaçınmayacaklarını kaydeden Özerten, şöyle devam etti:
”Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu, hakemlerimizin en iyi şekilde yetişmesi için her türlü fedakarlığı yapmakta kararlıdır. Ben ve MHK üyesi arkadalarımın müşterek kararı hakemlerimizin yönettiği maç sayılarını artırarak onların daha iyi yetişmesini sağlayabileceğimiz noktasında birleşmiştir. Bunun tek çözümü de klasmanlardaki hakem sayısındaki fazlalığın önüne geçmektir. 2004-2005 sezonundaki (C) klasman hakemlerinin yönettiği maç sayısının hakem sayısına oranı 2.9′dur. Yani bir hakeme yılda 3 maç bile düşmemektedir. Bu şartlarda iyi hakem yetiştirmemiz mümkün değildir. Önümüze hiç adil olmayan tablolar çıkmaktadır. Bir hakem, yılda yönettiği 15 maçla, bir diğeri 10 maçla bazılarının 5-6 hatta 2-3 maçla başarılı ya da başarısız olduğu değerlendirilmek zorunda kalınmaktadır.
Bizim temel felsefemiz, eşitler arasından en iyisini seçebileceğimiz bir sistem kurmaktır. Bunu hemen yapabilmemiz ise maalesef mümkün değildir. Ama yapmakta kesin kararlıyız. Bu yüzden bazı kardeşlerimiz üzülecek, hatta bazı hakem kardeşlerimize üzülerek haksızlık bile yapabiliriz. Hani derler ya bazen ‘Kurunun yanı da yaşta yanacak’ diye. İşte bunu Türk hakemliğinin selameti açısından yapmak zorundayız. Bu yüzden 2005-2006 sezonunda şansını iyi kullanamayan hakem, 2006-2007 sezonunda kendisine yer bulamayacağını bilmeli ve ona göre maç yönetmelidir. Netice olarak başta ben Ufuk Özerten olmak üzere tüm MHK üyesi arkadaşlar, Türk hakemlerine sonuna kadar güveniyoruz. Bu insanlar arasından Türk futbolunun ve hakemliğinin yüzünü güldürecek kadroları layıkıyla seçeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”